Cellatlar Kahvesi

Galata’daki taş meyhanede bu gecelik müzik susmuştu ama yarın geceden tezi yok, tekrar başlayacaktı. Belki Arap yeni bir dansöz çıkaracaktı sahneye, belki yeni kabadayılar naralar atacaktı. Kim bilir belki de yeni cinayetler işlenecekti. Oysa kesin olan tek şey Kıpti’nin bundan sonraki hayatı tamamen değişecekti.
 
Kim celladını karşılarken bu kadar mutlu olurdu ki?
 
Tereddüt etme ağam!
 
Artık sadece günahlarıyla değil, gölgeleriyle de ölmek zorundaydı.
 
Yerde cansız bir şekilde kanlar içinde yatan babasının elinden palasını aldığında Onur savaşı çoktan bitmişti. Babasının kanıyla kızıla dönmüş palayı havaya kaldırarak diğer cellatlara gösterdi. “Ben Kızıl Ağa’nın oğluyum,” dedi. “Onun ekmeğini yedim, onun suyunu içtim ve onun silahını kullanacağım.”
 
O bir cellat oğluydu ve oğlu bir cellat olacaktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.